1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Yaptırımlara gerekli cevabı vereceğiz
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Yaptırımlara gerekli cevabı vereceğiz

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Yaptırımlara gerekli cevabı vereceğiz

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Yaptırımlara gerekli cevabı vereceğiz

A+A-

Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin TBMM'yi bilgilendiren Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, ''Bugün bazı ülkelerin operasyondan çok rahatsız olmasının nedenini biliyoruz. Bu rahatsızlığın sebebi biz bu oyunu bozduk. Burada bir terör devleti kurmak istiyorlardı'' dedi. Çavuşoğlu, ABD'nin yaptırım kararı için ise ''Söz konusu yaptırımlara da elbette karşılıklılık çerçevesinde gerekli cevabı da vereceğiz adımları da atacağız'' ifadelerini kullandı.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Genel Kurul'da, 9 Ekim'de başlayan Barış Pınarı Harekatı hakkında milletvekillerini bilgilendirdi.

Barış Pınarı Harekatı'nda şehit düşen asker ve sivil vatandaşlara Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara acil şifa dileyen Çavuşoğlu, "Şehitlerimizin kanları yerde kalmamıştır ve kalmayacaktır" dedi.

Çavuşoğlu, Suriye'de 9 yıldır devam eden ve yüzbinlerce Suriyelinin hayatını kaybetmesine, milyonlarcasının yerinden edilmesine yol açan ihtilafın menfi etkilerini en ön saflarda göğüsleyen ülkenin Türkiye olduğunu söyledi.

Suriye halkının meşru beklentileri ve BM Güvenlik Konseyi'nin kararı temelinde muteber bir siyasi çözüme bir an önce ulaşılması için ilk günden beri yoğun çaba harcadıklarını belirten Çavuşoğlu, Suriye ihtilafının askeri yollarla çözümünü külliyen reddettiklerini vurguladı.

Çavuşoğlu, tıkanmış durumdaki siyasi sürecin ilerletilmesinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde izledikleri dirayetli, kararlı girişimlerle mümkün kılınabildiğini kaydetti.

"BİR TEK SİVİLİN BURNU KANAMAMASI ANLAYIŞI"

Bakan Çavuşoğlu, BM ve garantörü oldukları Suriye muhalefetiyle istişarelerle, Astana Platformu'nun içinde 1,5 yılı aşkın bir süredir sarf ettikleri yoğun çabaların, geçen Eylül'de nihayet meyvesini verdiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde 16 Eylül 2019'da Ankara'da gerçekleştirdikleri Üçlü Zirve’de, Suriye'de serbest ve adil seçimlerin önünü açacak uygun ortamın yaratılmasında kritik bir eşiğin aşıldığını belirten Çavuşoğlu, Anayasa Komitesi'nin üyeleri üzerinde mutabakat sağlandığını anımsattı.

Türkiye'nin, komşusu Suriye'deki siyasi çözüm sürecine olan desteğini önümüzdeki dönemde de artırarak sürdüreceğini bildiren Çavuşoğlu, Anayasa Komitesinin, 30 Ekim'de Cenevre'de ilk toplantısını gerçekleştireceğini aktardı.

Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buna mukabil, Suriye'de siyasi çözüme yönelik arayışlarımız terörle mücadelemizin alternatifi ya da karşıtı değildir. Türkiye, ulusal güvenliğine tehdit oluşturan tüm terör örgütleriyle, tehdidin kaynağında ve ön alıcı bir vizyonla mücadelede kararlıdır. Ülkemiz, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarıyla 4 bin kilometrekareyi aşan bir alanda DEAŞ ve PKK/PYD/YPG terörüyle mücadele etmiş ve bu bölgeleri terör örgütlerinden arındırmıştır. Şanlı Türk ordusu, Suriye'de 3 binden fazla, Irak dahil toplamda 4 bin DEAŞ teröristini göğüs göğüse çarpışarak etkisizleştirmiştir. Tüm dünya DEAŞ'la mücadeleyi terörist-sivil ayrımı gözetmeden Suriye ve Irak şehirlerine havadan bomba yağdırmak olarak algılarken, biz tek bir sivilin burnu kanamaması anlayışıyla arazide adım adım, hatta santim santim ilerleyerek mücadelemizi sürdürdük.

Bir örnek vermek istiyorum; DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu'nun, havadan attığı bombalar sonucunda en az bin 335 sivil ölmüştür, bu kendi raporlarında var. Müttefiklerimiz terörle mücadeleyi başka terör örgütlerine ihale ederken, Türkiye olarak kararlı tutumumuzdan taviz vermedik. Biz, terör örgütleri arasında seçmece yaklaşımları, terör örgütlerini taşeron olarak kullanmayı asla kabul etmedik. Her türlü zorluğa rağmen Suriye'de meşru, adil, ahlaki değerler temelinde ve sürdürülebilir bir terörle mücadele stratejisini bugüne kadar uyguladık."

"OYUNU BOZDUK"

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Fırat'ın batısından sınırlarına yönelik DAEŞ ve PYD/YPG/ PKK tehdidini kendi imkanlarıyla önemli ölçüde bertaraf ettiklerini vurguladı.

Çavuşoğlu, bu bölgelerde altyapı-üstyapı ve insani hizmetlerin sağlanmasında ilgili kuruluşlarının büyük gayret gösterdiğini, bunun sonucunda bugüne kadar 360 binden fazla Türkiye'deki Suriyeli kardeşlerinin, bu bölgelere güvenli şekilde geri döndüğünü, orada da gereken desteği verdiklerini anlattı.

Fırat’ın batısında milli güvenliklerine yönelen terörün beli kırılırken, Fırat'ın doğusunda PYD/YPG terör örgütünün, müttefiklerinin desteğiyle giderek güçlendiğini belirten Çavuşoğlu, "Hatta bir terör devleti oluşturmaktaydı. Bugün bazı ülke ve çevrelerin Barış Pınarı Operasyonu'ndan çok rahatsız olmasının nedenini gayet iyi biliyoruz. Burada bir terör devleti kurmak istiyorlardı. En çok tepki gösteren ülkelere bakın, başta Fransa olmak üzere, amaçları burada bir terör örgütü kurmaktı. Bunun için sahada ve komşu bölgelerde de çok ciddi çalışmalar yaptı. Bize bu kadar saldırmalarının nedeni de bu oyunu bozmamızla beraber yaşadıkları hayal kırıklığıdır" dedi.

"YÜZLERCE HASMANE EYLEME MARUZ KALDIK"

Son iki yılda, gerek Fırat'ın doğusunda Türkiye topraklarına gerek Münbiç üzerinden Fırat'ın batısındaki unsurlarına yönelik devlet ve millet olarak yüzlerce taciz, saldırı ve hasmane eyleme maruz kaldıklarına işaret eden Çavuşoğlu, sınır boylarında uzanan PYD/YPG tünelleriyle topraklarına sadece patlayıcı ve mühimmat değil, teröristlerin de kaçırıldığını belirtti.

Çavuşoğlu, Fırat'ın doğusundaki kamplarda eğitilen teröristlerin, topraklarında eylem arayışına girdiğini, güvenlik güçlerinin üstün ve takdire şayan çabaları sayesinde bu terör eylemlerinin çoğunu önleyebildiklerini belirtti.

PYD/YPG'nin, Suriye'deki saldırılarını da sürdürdüğüne değinen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Afrin'de, Cerablus'ta, Çobanbey'de, Tel Rifat'ta sivilleri katletti. Bütün sivilleri sürgüne gönderdiler. PYD/YPG, DEAŞ'la doğrudan anlaşmaktan da hiçbir zaman çekinmedi. Rakka'da, DEAŞ'la vardığı mutabakat çerçevesinde yüzlerce DEAŞ militanı, elini kolunu sallayarak otobüslerle tahliye edildi ve YPG'liler bu otobüslerin temin edilmesini de sağladı. Elinde tuttuğu DEAŞ'lıları Türkiye'de terör eylemi yapmaları karşılığında serbest bırakmakla kalmadı; onların cebine harçlık da verdi. DEAŞ'lıların bize saldırması için YPG/ PKK terör örgütü, para verdi. Bu terör örgütü, PYD/YPG palazlandıkça terör ve baskının boyutunu artırdı. Sadece Arap, Kürt, Hıristiyan ve Türkmen gençleri değil, çocukları da zorla silah altına aldı. Kendine muhalefet eden Suriyeli Kürt aydın ve siyasetçiler başta, yerel şahsiyetleri öldürdü, katletti, işkenceden geçirdi, sindirdi, sürgüne gönderdi. Bugün Türkiye'de 350 binden fazla Suriyeli Kürt kardeşimiz var. Madem oralarda YPG var, madem YPG Kürtlerin hakkını savunuyor, bu 350 binden fazla Suriyeli Kürt kardeşimiz buralara neden dönmüyor?

Bugün YPG'ye destek veren ülkelere, 'Hiç bunlarla gidip konuştunuz mu?' diyoruz, 'Hayır, konuşmadık' diyorlar. Çünkü onların derdi başka. Onlarca Arap köyü ve şehri, PYD/YPG'nin etnik temizlik operasyonları neticesinde 1000 yıllık tarihsel dokularını ve demografik yapılarını kaybetti. Üçte ikisinde Arapların çoğunlukta olduğu bölge, bir avuç teröristin demografik mühendislik oyunlarına ve inisiyatifine terk edildi. En az 1 milyon insan yerinden edildi. Arap kökenli çocukların anadillerinde eğitim almaları engellendi. Yerel halk, Rakka'da, Deyrezzor'da, Tel Abyad'da, Haseke'de maalesef bu terör örgütünün zulmüne karşı ayaklandığında bu terör örgütü, otomatik silahlarla o insanları taradı. PYD/YPG terör örgütü, insanlığa karşı suç tanımında ne varsa hepsini hayata geçirdi. İşledikleri bu suçlar, Birleşmiş Milletlerin raporlarında var, Amnesty ve Human Rights Watch gibi uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından da kayda geçirildi."

Çavuşoğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

''Türkiye tehdidin kaynağında mücadeleye hazırdır. Müttefiklerimiz terörle mücadeleyi başka terör örgütlerine havale etti. Terör örgütleri arasında seçmece yaklaşımları asla kabul etmedik. Sınırlarımıza yönelik tehditleri önemli ölçüde bertaraf ettik. Fırat'ın batısında terörün beli kırılırken Fırat'ın doğusunda YPG PYD terör örgütü müttefiklerimizin desteğiyle giderek güçlenmekteydi. Bugün bazı ülkelerin operasyondan çok rahatsız olmasının nedenini biliyoruz. Bu rahatsızlığın sebebi biz bu oyunu bozduk. Burada çok açık ve net, bir terör devleti kurmak istiyorlardı. Bugün en çok tepki gösteren ülkelere bakın başta Fransa olmak üzere, amaçları burada bir terör örgütü kurmak. Bunun için sahada ve komşu bölgelerde de çok ciddi çalışmalar yaptı. Dolayısıyla bu kadar bize saldırmalarının sebebi de bu oyunu bozmamızla beraber yaşadıkları hayal kırıklığıdır, onun neticesidir.

YPG, bize saldırması için DEAŞ üyelerini serbest bıraktı onlara para verdi. Onlarca Arap köyü tarihsel dokusunu demografik yapısını kaybetti. PYD/YPG terör örgütü insanlığa karşı suç tanımında ne varsa hepsini hayata geçirdi. PKK ve türevlerini çok iyi tanıyoruz. PKK ve türevlerini çok iyi tanıyoruz. Batı'nın ikircikli tavrını da çok iyi biliyoruz görüyoruz. ABD bürokrasisi başkanlarının emrini yerine getirmedi hala da yerine getirmediğini görüyoruz. Güvenli bölgenin oluşturulması konusunda ABD ile görüşmeler maalesef akim kaldı. Suriye'nin sınır bütünlüğü terör örgütlerini destekleyenlerin umrunda değil.

Harekattan hemen önce başlarken önceden hazırlığımızı yaptık. Harekatla ilgili önce Astana garantörlerine bilgi verdik BM Genel Sekreterliği'ni bilgilendirdik. Daimi üyeleri bilgilendirdik. NATO Genel Sekreterini ve konseyi bilgilendirdik. Suriye'nin toprak bütünlüğüne bağlı olduğumuzu da vurguladık. Birçok ülkenin dışişleri bakanlarıyla görüştük. Barış Pınarı Harekatı'nın amacı bölgedeki teröristleri etkisiz hale getirmek ve sınır güvenliğimizi sağlamaktır, Türkiye'nin halkını teröristlerin zulmünden kurtarmaktır, terörden arındıracağımız topraklara güvenli gönüllü geri dönüşlerin önünü açmaktır.

Terör örgütü 700'den fazla havan saldırısı düzenledi, 20'den fazla sivil şehit oldu. Adana Mutabakatı terörün her türlüsüyle mücadele için hukuki temel sağlamaktadır. DEAŞ tutuklularının durumu önem arz ediyor. Tüm yabancı teröristlerin ülkelerine geri gönderilmesi en köklü çözümdür. Trump'ın iç siyasi baskıyla ülkemize karşı bazı adımlar attığını görüyoruz. ABD'nin tek taraflı politikaları ve kararlarıyla ilgili duruşumuz nettir. Varoluşsal milli güvenlik menfaatlerimizin korunması söz konusu iken diğer bütün mülahazalar teferruattır. Böyle bir zamanda nereden gelirse gelsin hiçbir yaptırım ve tehdit kabul edilemez ve bizim kararlılığımızı etkileyemez. Söz konusu yaptırımlara da elbette karşılıklılık çerçevesinde gerekli cevabı da vereceğiz gerekli adımları da atacağız.''

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.