1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 'F-35 konusunda uzlaşmaz tavır sürerse başka arayışlara gireceğimizi Trump'a ilettik'
'F-35 konusunda uzlaşmaz tavır sürerse başka arayışlara gireceğimizi Trump'a ilettik'

'F-35 konusunda uzlaşmaz tavır sürerse başka arayışlara gireceğimizi Trump'a ilettik'

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, "F-35 meselesindeki mevcut uzlaşmaz tavır sürerse Türkiye'nin orta vadeli ihtiyaçlarını karşılamak için başka arayışlara girmek zorunda kalacağını da ayrıca söyledik." dedi.

A+A-

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Meclis çalışmalarının son derece verimli bir şekilde devam ettiğini belirtti. 

Milletin beklentilerine cevap verecek, Türkiye'yi daha güçlü kılacak yasama faaliyetlerini uzlaşı temelli bir yaklaşımla yürüttüklerini dile getiren Erdoğan, bu süreçte diğer partilerden gelen her türlü müspet katkıyı benimsediklerini söyledi. 

27'nci Dönem 3. Yasama Yılı'na oldukça yoğun bir gündemle başladıklarına işaret eden Erdoğan, ilk iş olarak Mehmetçiklerin yurt dışında bulunmalarını bir yıl daha uzatan iki ayrı asker gönderme tezkeresinin büyük bir ittifakla kabul edildiğini anımsattı. 

Ardından kamuoyunda, "Yargı Reformu" olarak bilinen reform paketlerinden ilkinin çalışmalarına başladıklarını hatırlatan Erdoğan, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tüm siyasi partiler ve milletvekillerinin katkılarıyla yasalaştığını anlattı. 

Erdoğan, ithalatçı ve ihracatçıların mali yüklerini azaltacak düzenlemeleri içeren Gümrük Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmelerinin de tamamlandığını belirterek sözlerine şöyle devam etti: 

"Bunların yanında çok sayıda uluslararası sözleşme Genel Kurul'da görüşüldü. Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi'nin aldığı sözde soykırım kararını kınayan Türkiye Millet Meclisi Başkanlık Tezkeresi, HDP hariç tüm partilerin ortak katılımıyla kabul edildi. Su ürünlerinin sürdürülebilir yönetimini sağlayan, balıkçılığı ve balıkçılık kaynaklarımızı koruyan biyoçeşitliliği muhafaza eden, kaçak avcılığın önüne geçen önemli bir düzenleme yasalaştı. Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu'ndaki ödeme alanına ilişkin yetkilerin Merkez Bankası'na devredilmesinin önü açıldı. Bu amaçla meslek mensuplarının birbirleriyle ve ödeme hizmeti kullanıcılarıyla ilişkilerini düzenleyecek olan Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği kurulmuş oldu."

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, geçtiğimiz hafta Genel Kurul'a gelen Dijital Hizmet Vergisi ile ilgili kanun teklifi görüşmelerinin devam ettiğini belirterek, "Teklif, bilgi teknolojisinde yaşanan gelişmelere paralel olarak, dijital hizmet sunan çok uluslu şirketlerin vergilendirilebilmelerini sağlıyor. Bu teklif ayrıca vergide adalet, vergi rekabeti, basitlik, etkinlik ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde mükelleflerin vergi sistemine gönüllü uyumunu gözeten düzenlemeler içeriyor." ifadelerini kullandı.

Gece geç saatlere kadar yoğun mesai harcayarak, yasama faaliyetlerinde bulunan milletvekillerine şahsı ve Türk milleti adına teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi: 

"Bütçenin Genel Kurul görüşmeleri 9 Aralık'ta başlayacak, 20 Aralık'a kadar sürecek. Görüşmeler tatil günleri dahil, her gün saat 11.00'de başlayacak ve çalışmalar programın bitimine kadar devam edecek. Her bakanımız kendi bütçesinin görüşüldüğü günlerde ekibi ile birlikte tam mesai Meclis'te bulunacak. Milletvekili arkadaşlarımızın büyük gayret ve fedakarlıkla yürüttüğü Meclis çalışmaları bizim için hayati öneme sahiptir." 

Yeni yönetim sistemindeki güçler ayrılığının keskinleştirilmesinin, yasamanın, dolayısıyla milletvekillerinin üzerindeki yükü artırdığına işaret eden Erdoğan, kanun teklifi hazırlamanın ve bu teklifleri tüm sayfalarıyla takip ederek yasalaştırma sorumluluğunun artık tamamen milletvekillerine ait olduğuna dikkati çekti. 

Genel Merkez'de ve Cumhurbaşkanlığı'nda bu konuda çalışma yürüten birimler olsa da asıl işin milletvekillerine düştüğünü kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Grup yönetimimizin ve Meclis idaresinin de bu konuda sizlere gereken desteği sağladığına inanıyorum. Kanun tekliflerinin en mükemmel şekilde hazırlanması ve yasalaştırılması süreçlerinde milletvekillerimizden çok daha fazla gayret bekliyoruz. Meclis aşamasındaki çalışmaları ne kadar verimli yürütürsek, yürütme tarafında o kadar etkin hareket etme imkanına kavuşuruz." 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde milletvekillerinin seçim bölgelerini kesinlikle ihmal etmemeleri gerektiğini de vurguladı. 

"AK Parti grubundaki her bir arkadaşımın bu iki ağır vazifeyi hakkıyla yerine getirebilecek kapasiteye, dirayete ve beceriye sahip olduğuna yürekten inanıyorum." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bundan böyle kesinlikle her milletvekilimiz kendi seçim bölgesini ihmal etmemeli. Bölgesine gidecek ve bölgesinde sadece her zamanki uğrak yerlerine değil, bölgesinin tüm ilçelerine, mahalle veya köylerine kadar gidip, oralardaki vatandaşlarımızın hal ve hatırını soracak, muhtarlarla görüşmeleri yapacak ve ondan sonra da bize ulaşması gerekenleri bize ulaştıracak. Bakan yardımcılarımıza ulaştırılması gerekenleri de bakan yardımcılarımıza ulaştırmak suretiyle bu çalışmalarımızı çok daha zinde olarak yürüteceğiz. Yani AK Parti milletvekili olmak demek, sadece salı, çarşamba, perşembe Ankara'ya gelmek değil, Ankara'daki çalışmaları takip edip, ondan sonra da bunu kendi il ve ilçeleriyle sağlıklı bir şekilde koordine etmektedir."

Erdoğan, Genel Başkan ve Cumhurbaşkanı olarak tüm milletvekillerinin daima yanlarında olmaya devam edeceklerini vurgulayarak, gayretleri ve fedakarlıkları için her birine ayrı ayrı teşekkürlerini iletti. 

'Son ziyaretimiz bu bakımdan oldukça faydalı geçmiştir'

ABD Başkanı Trump'ın davetine icabeten ABD'de çalışma ziyareti gerçekleştirdiğini anımsatan Erdoğan, "Başkan Trump ile dar kapsamlı ve heyetlerimizin katılıyla oldukça verimli toplantılar yaptık. Türkiye-Amerika ilişkilerinin oldukça zor bir dönemden geçtiği, takdir edersiniz ki sır değil. Amacımız bu zor dönemi her iki ülke için de en makul, kabul edilebilir ve sürdürülebilir şekilde yöneterek geride bırakmaktır." ifadelerini kullandı.

Gerek bölgedeki, gerek dünyadaki gelişmelerin Türkiye ve Amerika'nın çok daha yakın ve birbirlerini destekleyici ilişkiler içinde olmasını gerektirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Aramızdaki sorun alanlarının pek çoğu küçük pürüzlerden ibarettir. Bu sıkıntılar, Amerika'daki ülkemiz karşıtı çevrelerin köpürtmesiyle suni olarak büyütülmüş ve ilişkilerimize zarar verecek boyuta taşınmıştır. İki ülke arasındaki ilişkileri bozmaya yönelik çabaların gerçek mahiyetini en iyi gören de Sayın Trump'tır. Bunun için sistemin ve siyasetin tüm baskılarına rağmen Türkiye-Amerika ilişkilerinin belirli bir seviyenin altına düşmemesi konusunda inisiyatif kullanmaktadır.

Biz de aynı anlayışla, yüzümüzü geleceğe çevirerek, kronik sorunları derinleştirmek yerine iş birliği yapabileceğimiz alanlara odaklanıyoruz. Son ziyaretimiz bu bakımdan oldukça faydalı geçmiştir. Yaptığımız görüşmelerde aramızdaki birçok meseleye kökten bir çözüm getiremedik ama bu meselelerin ilişkilerimizi esir almasına da izin vermediğimizi tüm dünyaya gösterdik. Öncelikle 100 milyar dolarlık ticaret hedefimize ulaşma konusundaki kararlılığımızı bir kez daha karşılıklı teyit etti. Bu konuda gümrük vergilerinin düşürülmesinden tercihli ticaret anlaşmasına kadar kısa sürede katedebileceğimiz çok mesafe bulunuyor. İnşallah önümüzdeki dönemde bununla ilgili gerekli adımları atacağız."

"Patriot alma talebimizi de tekrarladık"

S-400 meselesinin sorunların kilit noktası haline getirilmeye çalışıldığını bildiren Erdoğan, "S-400 meselesinde görevlendirdiğimiz arkadaşlarımız vasıtasıyla çözüm yolları aranması konusunda da mutabık kaldık. Sayın Trump'a, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemi alma noktasına nasıl geldiğini bir kez daha ifade ettim. Zaten kendisi de bu konuda bize hak veriyor. Ülkemizin artık bu savunma sisteminden vazgeçmesinin söz konusu olamayacağını, çözümün bu gerçek ışığında bulunması gerektiğini söyledik." diye konuştu.

NATO'nun kendi savunma konsepti açısından herhangi bir mani teşkil etmediğini açıkladığı S-400 konusunda kopartılan fırtınanın başka amaçlara matuf olduğunu da Trump'a anlattığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Bu husustaki aşırı ısrarın Türkiye'nin egemenlik haklarına yönelik tecavüz anlamına geleceğinin de altını çizdik. Amerika'dan Patriot Sistemi alma talebimizi de tekrarladık. F-35 uçaklarıyla ilgili ülkemize yapılan haksızlığı tekrar dile getirdik. Türkiye'nin F-35'in proje ve üretim ortağı olduğunu belirttik. Zira F-35'te Türkiye malum müşteri değil, ortaktır. Bu projede taahhüt ettiğimiz 2,1 milyar doların 1,4 dolarını ödediğimizi tekrar hatırlattık. Şayet F-35 meselesindeki mevcut uzlaşmaz tavır sürerse Türkiye orta vadeli ihtiyaçlarını karşılamak için başka arayışlara girmek zorunda kalacağını da ayrıca söyledik."

Temsilciler Meclisi'nde kabul edilen sözde Ermeni soykırımı kararının tarihi gerçeklere aykırı ve haksız olduğunu belgeleriyle ortaya koyduklarını bildiren Erdoğan, "Nitekim görüşmemizin ardından Ermeni iddialarının Senato gündemine getirilmesiyle ilgili teşebbüsler bildiginiz gibi akamete uğratılmıştır, bloke edilmiştir. Diğer meselelerde de zaman içinde küçük de olsa ilerlemeler kaydedilmesini umuyoruz." ifadelerini kullandı.

"Türkiye, Suriye'de DEAŞ'a karşı en etkili mücadeleyi veren ülke"

Başkan Trump'la ilgili Amerika'da hala devam eden azil sürecine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi:

"Amerika'da halen süren azil süreci ve yaklaşık 1 yıl sonra yapılacak seçimlerin Başkan Trump'ı temkinli hareket etmeye yönelttiği de açıktır. İnşallah bu süreç bittiğinde ilişkilerimiz o gün gelene kadar meseleyi suhuletle sürdüreceğiz. Suriye meselesi, Amerika ziyaretimizin en önemli başlıklarından biriydi. Türkiye'nin Suriye'de DEAŞ'a karşı en etkili mücadeleyi veren ülke olduğunu her fırsatta tekrarlıyoruz. Sadece Fırat Kalkanı Harekatı'nda 3 binin üzerinde DEAŞ'lıyı etkisiz hale getirdik. Diğer operasyonlarımızla bu rakam 4 binin üzerine çıkıyor." 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'deki cezaevlerinde bin 200'den fazla, Suriye'de Türkiye'nin kontrolündeki yerlerdeki cezaevlerinde 310'dan fazla, geri gönderme merkezlerinde ise binden fazla DEAŞ'lı bulunduğunu bildirdi.

Erdoğan, Amerika tarafından düzenlenen bir operasyonla öldürülen DEAŞ teröristbaşı Ebubekir El Bağdadi'nin eşi, kız kardeşi ve diğer fertlerinden oluşan çok sayıda kişinin yakalandığını belirterek, şöyle devam etti:

"Bu kişilerden çok değerli istihbari bilgiler elde edildi. Buna karşılık, PKK/YPG, Suriye'deki cezaevlerinde ve kamplarda bulunan binlerce DEAŞ'lıyı şantaj malzemesi olarak kullanarak serbest bıraktı. Kim bunlar? Hani ortaklar vardı ya YPG/PYD, ortak davranıyorlardı ya, işte bunlar şimdi o DEAŞ'lıları serbest bıraktılar. Amerikalı muhataplarımıza bunları da anlattık. DEAŞ'a karşı sahada bir başka terör örgütüne ihtiyaçları olmadığını, Türkiye'nin bu mücadeleyi yürütebilecek imkana ve kararlılığa sahip bulunduğunu da söyledik, söylüyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bunlara rağmen ABD'deki bir kesimin Suriye'de bölücü terör örgütünü destekleme ve güçlendirme yönünde çaba gösterdiğinin anlaşıldığına işaret ederek, "Türkiye'nin başarıyla sürdürdüğü Barış Pınarı Harekatı, bu projeyi önemli ölçüde akamete uğrattı. Ülkemize yönelik öfkenin gerisindeki sebeplerden biri de bu büyük oyunu bozmuş olmamızdır. Barış Pınarı Harekatı'nda kontrol altına aldığımız yerleşim yeri sayısı 600'ü aşarken etkisiz hale getirdiğimiz terörist sayısı 1200'e yaklaştı. Hem Amerika'nın hem de Rusya'nın vardığımız mutabakatlara uygun şekilde belirlediğimiz bölgeleri teröristlerden tamamen arındıramadığı açıkça ortadadır." değerlendirmesinde bulundu.

Harekat alanı sınırları dışında Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu mensuplarına yönelik neredeyse her gün saldırı düzenlendiğine, sivillere yönelik bombalı eylemlerin gerçekleştirildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Saldırıların tamamının müsebbibi PKK/YPG terör örgütüdür. Türkiye'nin yürüttüğü harekata şiddetle karşı çıkıp bize akıl, mantık dışı ithamlar yürütülenlerin hiçbiri bu insanlık dışı saldırılara ses çıkarmadı. Bölücü terör örgütünü DEAŞ'a karşı savaşan bir yapı gibi göstermek için çırpınanlar, bugün aynı örgütün sivil katliamlarını örtmeye çalışıyor. Terör örgütünün mevzi haline getirdiği okul, cami, hastane, kilise gibi yerleri görüntüleriyle dünya kamuoyunun dikkatine getirmemize rağmen kimse dönüp de bunlara bakmıyor. Çünkü mesele ne Türkiye'nin yaptıkları veya yapmadıklarıdır, ne de terör örgütünün gerçekte nasıl bir eli kanlı katiller sürüsü olduğudur. İşte bakıyorsunuz, ne diyorlar? Mazlum Kobani... Ne Mazlum Kobani'si? Böyle birisi yok, bu biliyorsunuz Ferhat Abdi. Bu adam bizim ülkemizde yüzlerce insanın öldürülmesinin başını çekmiş olan bir katildir, bir terör örgütünün başıdır. Bunu biz defaatle Amerika tarafında da anlattık, Rusya tarafına da anlattık. Bütün bunlara rağmen en sonunda Amerika'da Sayın Trump'a, Senatörlere video kaydından da bunları kendilerine anlattım. Görüntülü olarak kendilerine bunları orada da kendilerine gösterdim. Tabii bu onları ciddi mana da etkiledi. Bunu anlatmaya devam edeceğiz."

"Ana muhalefetin başındaki zat, Suriye Milli Ordusunu (SMO) 'terör örgütü' olarak tanımlıyor." diyen Erdoğan, "SMO, orada niye var? SMO, orada ülkemizi taciz eden, ülkemize saldırıda bulunanlara karşı hem kendi topraklarını savunan hem de Mehmetçiğimizle beraber bu mücadeleyi sürdüren oradaki yiğitler, mücahitlerdir." şeklinde konuştu.

Erdoğan, "Türkiye'de bin liranın altında emekli maaşı alan yoktur, Bay Kemal. Kılıçdaroğlu, kendi SSK Genel Müdürlüğü döneminde takılıp kalmış olabilir. Kendi döneminde 60 lira emekli maaşı alanlar bulunuyordu." ifadesini kullandı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.