1. HABERLER

  2. Fikri Işık: 'Ses kaydı montaj'
Fikri Işık: 'Ses kaydı montaj'

Fikri Işık: 'Ses kaydı montaj'

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık: 'Ben o ses kayıtlarını ilk dinlediğimde açık bir montaj olduğunu hissettim. Bu çok açık ve net montaj'

A+A-

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Başbakan Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen ses kaydına ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Işık, "Sayın Başbakanın telefonu dinlenmiş. Yeni atanan Bilgem Başkanına verdiğim talimat kesinlikle kriptolu telefonların incelenmesi. Bu talimat dün verilmedi. 1 Şubatta göreve gelen Arif Ergin’e verdiğimiz talimattır. Sistemin güvenliğini, donanımını ve yazılımını bir incelemeye alacağız. Kriptonlu telefonlara bakan 5 kişi izne ayrıldı ve kurumla irtibatları kesildi. Sonuç ortaya çıkana kadar incelememiz sürecek" dedi.

Ses kayıtlarını TÜBİTAK tarafından incelenip incelenmeyeceğine ilişkin ise Işık, "Ben o ses kayıtlarını ilk dinlediğimde açık bir montaj olduğunu hissettim. Bu çok açık ve net montaj. Başbakanlık böyle bir inceleme isterse biz yaparız. Teknik incelemeyi gerektirmeyecek kadar açık montaj. Sayın Kılıçdaroğlu açık montajı görmüyorsa Ağrı Dağını Konya’da zannediyor herhalde. Kriptolu telefonların dinlendiğini biliyoruz. Ama kimin nasıl dinlediği teknik incelemenin ardından ortaya çıkacak" diye konuştu.

BAKAN TÜBİTAK HAKKINDA NET KONUŞTU

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK’ta yeniden yapılandırmaya ilişkin, “Devletin kendi hiyerarşisi içinde ‘amirden emir almayıp, kendi abisinden emir alan’ bir yaklaşımı asla kabul edemeyiz. Bu noktada yaptığımız tespitlerin gereğini yaparız” dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, SETA’da düzenlenen ’Yeni Ekonomi: Ar-Ge ve İnovasyon’ konulu panele katıldı. Panel çıkışı gazetecilerin sorularını cevaplandıran Bakan Işık, “Sayın Başbakan TÜBİTAK ile ilgili açıklamalarda bulundu. Yeniden yapılandırmalara gidildiği anlaşılıyor. Bu yeniden yapılandırma görevden alma yönünde mi?” sorusuna, “TÜBİTAK’ın kendi kuruluş kanunu var. TÜBİTAK kamuda kamu kurumu olup da iş kanunu ile yürüyen bir kurum. Devlet memurları 650’ye tabi, SGK’ya tabi bir kurum değil işleyiş açısından. Maalesef bu paralel yapının sızma noktasında en fazla sızma girişiminde bulunduğu kurumlardan bir tanesi. Bu konu ile bizde hassasiyet ile çalışıyoruz. Burada kesinlikle devletin güvenliği ile noktalarda devletin kendi hiyerarşisi içinde ‘amirden emir almayıp, kendi abisinden emir alan’ bir yaklaşımı asla kabul edemeyiz. Bu noktada yaptığımız tespitlerin gereğini yaparız. Bunun kendi bir mevzuatı var ve mekanizması var. O mekanizma ve mevzuat gereğince gereken şey gereken zamanda yapılır" cevabını verdi.

BAKAN IŞIK’TAN, "KRİPTOLU TELEFON" AÇIKLAMASI

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, siber güvenlik önlemleriyle ilgili, “Son dönemde Türkiye’nin yaşadığı olayları bu bağlamda da tekrar değerlendirmek gerekiyor. Ülkenin kriptolu telefonu dinlenebiliyorsa, demek ki bu noktada daha atmamız gereken çok adım var” dedi.

Siber Güvenlik Konferansı Türk Standartları Enstitüsü Konferans Salonu’nda düzenlendi. Konferansa Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, TSE Başkanı Hulusi Şentürk, Bilgi Teknolojileri Kurumu Başkanı Tayfun Acarer ve diğer yetkililer katıldı. Bakan Işık, yaptığı konuşmada, siber güvenliğin Türkiye’nin en hızlı büyüyen sektörü olduğunu belirterek, “Siber güvenlikle ilgili yapılan çalışmaların sadece sektör açısından değerlendirilmesi yanlış. Kamunun düzenleyici, destekleyici, denetleyici noktada bütün varlığını hissettirmesi çok önemli. Özel sektörün sadece tüketime değil, üretime yönelik, birleştirmeye yönelik varlığı çok önemli. Ama bu alanlardaki standardizasyon, sertifikasyon işlemleri de önemli” ifadelerini kullandı.

Bilginin inanılmaz hızda gezdiğini söyleyen Işık, bu bilgilerin insanlar için riskler barındırdığını belirtti. Işık, siber savaşta yer almamanın bedelinin gelecekte var olmama anlamına geleceğini kaydederek, “Siber güvenlik ülkenin adeta toptan geleceği ile ilgili güven algısı. O açıdan kamu çok önemli adımları attı, atmaya devam edecek” diye konuştu.

“TÜRKİYE KESİNLİKLE SADECE TÜKETEN DEĞİL, ÜRETEN ÜLKE OLMAK ZORUNDA”

Türkiye’de son dönemde yaşanan olaylara değinen Bakan Işık, “Son dönemde Türkiye’nin yaşadığı olayları bu bağlamda da tekrar değerlendirmek gerekiyor. Ülkenin kriptolu telefonu dinlenebiliyorsa, demek ki bu noktada daha atmamız gereken çok adım var. Burada Türkiye kesinlikle sadece tüketen değil, üreten ülke olmak zorunda. Dijital çağın üretici ülkelerinden biri olmak zorundayız” dedi.

Türk Standartları Enstitüsü Başkanı Hulusi Şentürk ise, Türk Standartları Enstitüsü’nün Türk sanayisinin daha az maliyetle, yüksek kaliteli üretim yapmasını sağladığını söyleyerek, Enstitü’nün tüm dünyada aranan bir belgelendirme kuruluşu olma yolunda mesafe kat ettiğini ifade etti. Şentürk, “Uluslararası ve bölgesel standardizasyon kuruluşlarının karar mekanizmalarındaki etkinliğini arttıran Enstitümüz, bu sayede Türk sanayicisinin tüm dünyada geçerli olacak standartları hazırlanma sürecine katılmasının yollarını açmıştır. TSE bir yandan da bu alanda sahip olduğu deneyimi, kendi coğrafyasına, Türkiye’nin öncelikli coğrafyasına, Türkiye’nin ticaret yaptığı ülkelere de aktarabilmek için bu ülkelerle işbirliği anlaşmaları imzalamakta ve ortak faaliyetlerin sürdürmektedir” ifadelerini kullandı.

Bilişim Teknolojileri Belgelendirme Bölümü’nün Daire Başkanlığı seviyesinde yeniden yapılandırıldığını aktaran Şentürk, “Enstitü bilgi güvenliği alanında siber saldırılara karşı ulusal ve uluslararası geçerliliği olan, en kuvvetli savunma teknolojilerinden biri olarak kabul edilen bilgi teknolojisi ürün güvenliği ortak kriterler belgelendirmesi 2010 yılından bu yana sertifika üreticisi üye unvanına sahiptir” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’DE ÜRETİLEN TELEFONLARI KULLANICILARIN TAMAMI DESTEKLEMESİ LAZIM”

Bilgi Teknolojileri Kurumu Başkanı Tayfun Acarer de, internet güvenliği gelişiminden bahsederek, 2004 yılında durumun değiştiğini ve 2005-2008 döneminde web tehdit oranının 2 bin 135 kat arttığını belirtti. Acarer, “Web’i korumaya çalışırken, bu sefer sosyal saldırılar başladı. Sosyal saldırıların amacı eğlenceden, şöhret yapmaktan çıktı, bu sefer ticari amaçlı, özellikle kar elde etmeye, rekabet etmeyi engellemeye yönelik hal almaya başladı. Bugün ise bu tehditlerin hepsi birlikte kullanılıyor” ifadelerini kullandı.

Akıllı ürünlerin yüzde 100 tehditlerden etkilendiğini söyleyen Acarer, Türkiye’ye gelen her türlü telefonun yüzde 80’nin akıllı telefon olduğuna dikkat çekerek, “Birileri kullanıyor, o telefonunuz üzerinden saldırı yapıyor. Telefon ithalinde telefon başına 100 dolar diyorduk. Şimdi akıllı telefonlarla birlikte telefon birim bedeli 100 dolar değil, en az 300 dolar ve 5 milyar doları her yıl ödüyoruz” şeklinde konuştu.

Acarer şunları kaydetti:

“Vatan, millet denen şey icraatla olur, lafla olmaz. Bu Türkiye’de üretilen telefonları kullanıcıların tamamı desteklemesi lazım. Çok popüler telefonlar var. İnanın bana Türkiye’de üretilen telefonun ondan hiçbir eksiği yok. Eğer telefonları burada üretirsek, o zaman buradaki üreticilere de siber güvenlikle ilgili önlemleri de, yazılımlarını yükleme konusunda daha cesaretli oluruz. Çünkü onlar bizim firmalarımız, müeyyide uygulayabiliriz. Türkçe klavye için çok uğraştık. Türkçe karakterlerin SMS’lerde yer alması için çok uğraştık.”

Siber güvenlik ile ilgili birçok düzenleme yapıldığını belirten Acarer, "Biz sadece BTK olarak bizimle ilgili olarak; Elektronik Haberleşme Kanunu, İnternet Kanunu, Elektronik İmza Kanunu, Kayıtlı Elektronik Kanunu gibi konuyla ilgili düzenlemeler yapıldı” diye konuştu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.