1. HABERLER

  2. Kılıçdaroğlu: Ya Helikopteri Al Kaç Ya da İstifa Et
Kılıçdaroğlu: Ya Helikopteri Al Kaç Ya da İstifa Et

Kılıçdaroğlu: Ya Helikopteri Al Kaç Ya da İstifa Et

Erdoğan ve oğluna ait olduğu iddia edilen ses kaydını dinleten Kılıçdaroğlu "Ya helikopteri al yurt dışına kaç, ya da başbakanlıktan istifa et." dedi.

A+A-

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan'a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarını grup toplantısında dinletti.

Konuşması sık sık 'Hükümet istifa' sloganlarıyla kesilen Kılıçdaroğlu "Bir ülkenin Başbakanı kendi ülkesini soymakla görevlendirilmiş adeta. Çoluk çocuk bütün aile işin içinde. Emin olun Erdoğan'a üzülmüyorum. Üzüldüğüm onların çocukları. Kendi hırsızlığına ortak ediyorsun. Nasıl bir babasın sen!" dedi.

Konuşmasının sonunda Başbakan Erdoğan'a 2 tavsiyede bulunan CHP lideri "Ya helikopteri al yurt dışına kaç, ya da başbakanlıktan istifa et. Göreceksiniz. Devleti soyan başbakanlık koltuğunda oturamaz. O koltuktan gitmesi lazım. Çünkü hırsızdan başbakan olmaz" ifadelerine yer verdi.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları;

Değerli arkadaşlarım bizleri TV başında izleyen yurttaşlarım... Bugün yeni bir gün...Türkiye Cumhuriyeti tarihinde de yeni bir gün... Anayasanın bir kaç maddesine değinmek istiyorum. Türkiye devleti bir cumhuriyettir. Saltanata son verdik halkın iradesini egemen kıldık. Her aşamada demokrasiyi geliştirdik.

"DEVLET OLMAZ, DEVLETİ YÖNETİR"

10. maddede kanun önünde eşitlik var. Herkes din, dil, ırk cinsiyet, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin eşittir. Hiçbir kişiye imtiyaz tanınamaz. Herkes kanun önünde eşittir. Seçimle bir iktidar gelir, Cumhurbaşkanı en çok oyu alan partinin liderini hükümeti kurmakla görevlendirir. Güven oyu alır başbakan olur. Devlet olmaz, devleti yönetir. Uyumlu devlet yönetimi için çaba harcar. Devletin yapısı güçler ayrılığına göre inşa edilmiştir.

"BAŞBAKANIN GÖREVİ TANIMLANMIŞTIR"

Başbakan bakanlar kurulunun amiridir. Yine başbakanın görevleri yasayla tanımlanmıştır. Türkiye cumhuriyetinin yüksek hak ve menfaatlerini korumak ve gözetmek. Yani onurlu bir cumhuriyetin varlığını sürdürmek. Milletin huzur ve güvenini sağlayıcı önlem almak. Toplumu bütünleştirmek. Genel ahlakı ve kamu düzenini muhafaza etmek. Ahlak kavramı başbakanın görevleri arasındadır. Genel ahlakı koruyacak. Hukukun ilkelerini savunacak. Kendisi topluma örnek olacak. Ahlaktan doğruluktan yana topluma örnek olacak. Değerli arkadaşlarım yasalar böyle diyor ama gerçek nedir?

"HALKIMIZIN ALIŞIK OLMADIĞI BİR TİP BU"

17 Aralık'ı artık ezberledik. İki önemli olay oldu. İki önemli olay. Birinci olay genç bir çocuk Salih Yiğit Tekin, TBMM önünde "açım" diye kendisini yaktı. 10 gün sonra da öldü. Hangimiz hatırlıyoruz. Gencecik birisi. Tek çare olarak TBMM'yi görüyor. "Açım" diyor ve kendisini yakıyor. İkinci olayı artık tüm dünya biliyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu. Hepimiz biliyoruz. Bilmek istemeyen bir kişi var. Onun da artık cilaları ağır ağır dökülüyor. Utanmıyor da zaten. Farklı bir insan. Bizim halkımızın alışık olmadığı bir tip bu. İnsanlar utanırlar. Ama bunda öyle bir kavramın olmadığını görüyoruz. Adı yolsuzluğa bulaşan dört bakan yolsuzluğun hemen sonrasında bütün programlarını iptal edip Ankara'da kaldılar.

"BAKAN İTİRAF ETTİ"

Neden? Çünkü müdahale etmeleri gerekiyordu. Kamuoyunun baskısıyla istifa etmek zorunda kaldılar. Önce isitfa etmediler direndiler. Başbakanla beraber otobüsün üstüne çıkıp el kaldırdılar. Biz beraberiz mesajı verdiler. "Yok birbirimizden farkımız" dediler. Ama sonra dördü istifa etmek zorunda kaldı. Biri Başbakan'ı açık bir şekilde suçladı. Belki toplumun belleğinde iz bırakmamış olabilir ama tekrar hatırlatmak isterim.

"Rüşvet ve yolsuzluk ifadelerinin bulunduğu  bir operasyon sebebiyle istifa ediniz ve beni rahatlatacak deklarasyon yayınlayınız şeklinde tarafıma baskı yapılmasını kabul etmiyorum."

Bunu Erdoğan Bayraktar söylüyor. Bir tane istifa metni bir tane deklarasyon metni.

"Ben partimi rahatlatmak isterim ama bu yanlıştır. Çünkü onaylanan imar planlarının büyük bölümü sayın Başbakan'ın talimatıyla yapılmıştı. Sayın Başbakan'ın istifa etmesi gerektiğini söylüyorum."

İlk defa bir bakan istifa ederken yolsuzluğun asıl kaynağının Başbakan olduğunu itiraf etti. Bütün tv'lerin önünde oldu bu.

"YOLSUZLUĞUN ÜZERİNE GİDİYOR DİYECEKTİK, TAM TERSİNİ YAPTI"

Başbakan bir açıklama yaptı "Oğlum Bilal'in üzerinden bana ulaşmaya çalışıyorlar". O zaman toplum bunu kavrayamadı. Oğlu Bilal'in nesi var ki denildi. Ama bugün bu tablo daha net görülüyor. Savcıları polisi emniyet müdürlerini değiştirdiler. Yıldırım hızıyla. Başbakan Aksaray'a özel uçağını gönderdi. Aksaray Valisini aldı İstanbul'a emniyet müdürü yaptı. Bizzat Başbakan yaptı. İçişleri bakanı yok ortada. Rıza sarraf diye biri çıktı ortaya. Dört bakanı teslim almış. O kadar teslim almış ki dört bakanı içişleri bakanı Rıza'ya "Sana bir şey olmaz, sana bir şey olursa ben önüne yatarım." diyecek kadar kendisini satmış bir adam... Bunlar bütün milletin gözü önünde oldu. Herkes biliyor bunları. Olması gereken neydi? Yolsuzluk olur mu olur. Ama idareciler yolsuzluğun üzerine kararlılıkla giderler. Biz şunu bekledik. Sayın Başbakan diyecek ki "Kardeşim bu ülkede yolsuzluk varsa sonuna kadar gideceğim gidemeyen namerttir." diyecek sandık. Ama gitmedi. "Sonuna kadar gideceğim" deseydi, "Helal olsun Başbakan'a" derdik. "Oğlu da olsa bakanları da olsa kararlılıkla yolsuzluğun üstüne gidiyor." diyecektik. Ama tam tersini yaptı.

"YARGININ ÇÖKTÜĞÜNÜ ÖĞRENDİK"

Aksaray valisini emniyet müdürü yaptı. Emniyete ilk talimatı, "Yargı kararları uygulanmayacak" oldu. Türkiye tarihinde ilk kez polislere talimat veriliyor, "yargı kararları uygulanmasın" diye. TBMM başkanı Cemil Çiçek, "Anayasanın 138. maddesi çökmüştür yargı bitip tükenmiştir" dedi. Bunlarla yetinmediler. Adalet bakanlığı müsteşarı, savcıya telefon açtı. "Hemen bu akşam gece yarısı gideceksin savcıyı görevden alacaksın dosyayı kapatacaksın ben makamımda bekliyorum bana da bilgi vereceksin" diyor. Biz bu tutanağı açıkladık. O müsteşarın orada kalmaması gerektiğini söyledik. Ama meğer sadece müsteşar değil Bakan da telefon etmiş. Adalet Bakanı... Böylece yargının çöktüğünü öğrendik.

"FEZLEKELER HASIR ALTI EDİLİYOR"

Dört bakanın ve adalet bakanının fezlekesi geldi. TBMM'ye geldi. Meclis başkanı fezlekeyi iade etti. "Bize gönderemezsiniz" diye. Onlar da Adalet Bakanlığı'na gönderdiler. Adalet Bakanlığı da iade etti. Böylece adalet bakanının fezlekelsinin nereye gideceği belli olmadı. Bu da ilk kez oluyor. Bakanların yolsuzluk fezlekeleri hasır altı ediliyor.

"ELİMİZİ VİCDANIMIZA KOYALIM"

Savcıları değiştirdiler. Değiştirdikleri savcıları bir kez daha değiştirdiler. Kolluk yönetmeliğini değiştirdiler. "Eğer arama yapacaksanız önce hırsıza haber vereceksiniz sonra arama yapacaksınız" dediler. HSYK isyan etti. Danıştay bunu iptal etti. Sonra ne yaptılar? Şimdi önemli bir adım daha atıyorlar. Yasal yollarla elde edilmiş delilleri yasalarla yok etmek istiyorlar. Altını çiziyorum. Yasal yollarla elde edilen yolsuzluk delillerini çıkaracakları yasalarla yok etmek istiyorlar. Bunun için bir yargı paketi getirdiler. Teklif... HSYK'da değişiklik... İnternet ve MİT yasası... Dikkatinizi çekerim. Bunların hiçbiri Bakanlar Kurulu'nda görüşülmedi. Sayın Başbakan'ın "tuzluk" diye tanımladığı kendi vekillerinin verdikleri kanun teklifleridir. Elimizi vicdanımıza koyalım. Neden yasa değil de kanun teklifi olarak geliyor. Çünkü zamanları yok. Zamana karşı yarışıyorlar. "Acaba bu davayı nasıl kapatırız" bunun arayışı içindeler. Bunlar neden yapılıyor? Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu kapatmak için yapılıyor.

"BÜTÜN BUNLARI YOK ETMEK İSTİYORLAR"

Bakanların çocukları yatak odalarındaki kasalar milyonlarca dolar avro ve Türk Liraları. Oluşturulan havuzlar. Yandaş medya için... 630 milyon dolara. Müteahhitlere verilen ihaleler. Bütün bunları yok etmek istiyorlar. Bunları yok edebilirler mi? Emin olun edemezler. Boyutu o kadar  büyük ki bunu örtecek bir bez daha dünyada üretilmedi.

"YA ŞEYTAN BİLE AKIL EDEMEZ"

Babacan demiş ki; "Bizde olanı yabancılar bir türlü anlamıyor." Ya şeytan bile akıl edemez. Yabancılar nasıl anlasın. Ahlaklı adamlar onlar. Yolsuzluk iddiası oldu mu derhal istifa ederler. İnsana saygısı var. Senin gibi saygısız değil ki bunlar.

SES KAYDINI DİNLETTİ

Bu olaylar olduğunda ben Erdoğan için özel bir deyim kullandım. "Başçalan" diye... O zaman bazı arkadaşlar çok ağır bir ifade dediler. Ama artık bugün anladık ki kendisi Başçalan. Dün internete düşen ses kayıtları bütün gerçeği ortaya koyuyor. Şimdi gelin o gerçekleri hep beraber izleyelim.

Kılıçdaroğlu, ses kayıtlarını dinlettikten sonra konuşmasına devam etti

"HAYATIMIZIN EN ÜZÜNTÜLÜ GÜNÜ"

Hayatımızın en üzüntülü gününü yaşıyorum. Allah kimsenin başına böyle bir şey vermesin, yolundan şaşırtmasın. Meclis TV dahil bazı kanalların bu görüntüleri kestikleri söyleniyor. Milletin vicdanına sesleniyorum. Çocuğunuz işsizse kendinize sorun... Geçinemiyorsanız kendinize sorun. Bu yolsuzluğun üstü kapatılamaz. Neden? Çünkü ilk kez dünyada bir hükümet devleti soymaya kalkıyor.

"SABAH MAHMURLUĞU İŞTE"

"Başçalan" diyorum. Bilinçli söylüyorum. Operasyonun yapıldığı sabah.

Saat 08:02. Başbakan oğlunu arıyor. "Oğlum evinde ne var ne yok bunları çıkar tamam mı?" diyor. Sabahın sekizi... O anlayamıyor tabi. Bir iki sefer soruyor. "Bir daha anlat baba." diyor. Sabah mahmurluğu işte. "Bende ne olabilir ki baba senin paran var kasada" diyor.

Saat 11:17 aynı gün... Sıfırlayın dedikten sonra. Aileyi topluyorlar. Bütün aile bir arada... Amca, dayı, yeğen, kardeşler parayı nasıl yok edecekler onun arayışı içindeler. Ama Erdoğan rahat etmiyor bir daha soruyor. "Parayı tümüyle sıfırlamakta fayda var diyor." O da "Tamamıyla sıfırlayacağız" diyor.

Saat 15.39... Yine Erdoğan soruyor. "Sana verdiğim görevler tamam mı Bilal?" Bilal, "Bir kısmını hallettik geri kalan kısmını da karanlık olunca halledeceğiz" diyor.

Aynı gün gece 23.15'te... Bilal söylüyor. "Büyük ölçüde şey yaptık" diyor. "Büyük ölçüde şey yaptık derken parayı sıfırladınız mı?" Bilal, "Bir 30 Milyon avro gibi bir miktar daha var." diyor. Bir 30 Milyon avro gibi bir miktar daha var. Yani henüz sıfırlayamamışlar. Eritemedik henüz.

O gece geçiyor ertesi gün saat 10.58... Baba yine soruyor. "Tamamen sıfırlandı mı?" "Hala para var. Samandıra ve Maltepe paraları var." Erdoğan uyarıyor: "Açık konuşma" diyor "izleniyoruz."

"NASIL BİR BABASIN SEN!"

Değerli arkadaşlarım bunları söyleyen bu ülkede Başbakan olan birisi. Beni üzen de bu... Rahatsız eden de bu... Bir ülkenin Başbakanı kendi ülkesini soymakla görevlendirilmiş adeta. Çoluk çocuk bütün aile işin içinde. Emin olun Erdoğan'a üzülmüyorum. Üzüldüğüm onların çocukları. Kendi hırsızlığına ortak ediyorsun. Nasıl bir babasın sen!

Manisa'da bir öğrencinin çantasından bez çıkıyor. "Hırsız var" yazıyor üstünde. Savcı "Siz Başbakana hakaret ettiniz" diyor. O savcıya sesleniyorum. Başbakan'ın hırsızlığı ayyuka çıktı. O öğrenciyi suçlamayın.
 
Erdoğan diyor ki; "Ben bugüne kadar evladından hırsızlık öğrenen baba görmedim. Hırsızlık babadan evlada geçer. Evlattan babaya değil." Aynen bugünü anlatmış.

"AĞRI VE ERCİYES DAĞI NE KADAR GERÇEKSE..."

Akşam Başbakanlık diyor ki; "Montajdır." "Benim sesim değil" demiyor. "Bunlar montajdır." diyor. Bugün bir itirafta daha bulundu. "Kriptolu telefonlar da dinlendi" diyor. Yolsuzluğu ört diye kriptolu telefon verilmedi devletin sırlarını sakla diye verildi. Demek ki bu konuşmaların hepsi doğru. Biz en az üç dört kanaldan doğrulattık. Ağrı ve Erciyes dağı ne kadar gerçekse bu ses kayıtları da o kadar gerçektir.

Daha arkası gelecek bunların öyle söyleniyor. Nasıl milletin önüne çıkıyorsun sen. Nasıl milletin yüzüne bakıyorsun. Daha hala inananlar var ne yazık ki. Ar damarın yok mu senin yahu.

2010 YILINDA YAZILAN MEKTUBU OKUDU

2010'da Wikileaks belgeleri yayınlandı. 2004 yılında dönemin ABD büyükelçisi Washington'a yazıyor. "AKP yolsuzlukların kökünü kazıyacaklarını söyleyerek iktidara geldi. AKP'ye yakın olanların anlatıldığına göre partinin ulusal bölgesel yöresel ve yakın aile ferttleri arasında ciddi çıkar ilişkisi ve çatışma olduğu söyleniyor. İki ayrı kaynaktan edindiğimiz bilgiye göre; Erdoğan'ın İsviçre bankalarında sekiz ayrı hesabı var. Erdoğan, bunların dört çocuğunun okul masraflarını ödeyen işadamından kaynaklandığını söylüyor. Bu ise çok yüzeysel bir açıklamadır"

2004... Ne diyor "Erdoğan bunu yapanlardan hesap soracağım" diyor. Bu diplomatlar hakkında arkadaşlarım çalışmalarını yapıyor. Bundan sonrasını onlar düşünsün... Ne zaman söyledi bunu... 2004... Şimdi 2014... Dava açtımı? Açmadı.

"BAYKAL HAKKINDA DA İDDİA ÇIKMIŞTI"

"İsviçre bankalarında hesabı var" diye sayın Baykal hakkında da iddia çıkmıştı. Ama o namuslu her siyasetçinin yaptığı gibi başvurusunu yaptı. "İsviçre bankalarında benim hesabım var mı yok mu ortaya çıksın" dedi. Resmi yazıyı aldı. İsviçre bankalarında hiç hesabı yok. Erdoğan, başvuru yaptı mı, yapmadı... Dün akşam celallenmiş "Yargı önünde hesap verecekler" demiş. Sen önce hesabını ver. Senin evinde hala "30 milyon euroluk bir miktar kaldı" diyor. Dağıta dağıta bitiremiyorsun. Kamyonlarla götürüyorsun. Hiç utanmıyor musun? Ahlak yok mu sende?

"HIRSIZDAN BAŞBAKAN OLMAZ DİYORUM"

Hep derdim "yalancıdan başbakan olmaz" diye. Şimdi "hırsızdan başbakan olmaz" diyorum. Artık bu hükümetin meşruiyeti bitmiştir. Bir daha söylüyorum. "Hırsızdan başbakan olmaz." İlk kez Cumhuriyet tarihinde halkını soyan bir Başbakan'la karşı karşıyayız. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen bir Başbakan'la karşı karşıyayız. Dünya tarihinde görülmedi. Hollywood filmlerini çekenlerin bile aklına gelmemiştir. Ama göreceksiniz bunların tamamı film olacak.

"SES MÜHENDİSLERİ GERÇEK DİYOR"

Ses mühendisleri "bunların tamamı gerçek" diyor. Başbakan'a sesleniyorum. TİB kayıtlarını yayınlayın. Hangi saatte kim kiminle görüştü. Bütün bilgiler TİB'te var. Onlar yayınlayabilir mi? Hayır... Çünkü "Hırsızdan Başbakan olmaz."

MEDYAYA ELEŞTİRİ

Medya patronları... Korkmayın... Sizin yükümlülüğünüz var. Benim sesimi kesebilirsiniz. CHP'nin sesini kesebilirsiniz. Ama sokaktaki yurttaş sizi affetmez. Sizi havuz medyasıyla aynı kefeye koyar. Ya aynı kefede olcaksınız ya da milletin medya organı olacaksınız. Hırsızlığa prim vermeyeceksiniz. Medyanın da etik kuralları var. O kuralların arkasında durun. Başbakan yolsuzluk yapıyor, evinde stokluyor, aile boyu pisliğin içindeler ve siz göremeyeceksiniz bunu. Dünya görecek, siz görmeyeceksiniz. Göstermek zorundasınız. Göstermezseniz, Başçalan kadar sizin de sorumluluğunuz var demektir. Hükümetin meşruiyeti yoktur. Sayın Cemil Çiçek... Meclis TV'yi kestiriyorsun. Niye? Yalan mı bunlar? Senin Başbakan'ın hırsızlık yapıyor. Biz bunları açıklamayacak mıyız? Doğrudan müdahale eden bir adam var medyaya. Ne yaparsan yap. Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu ile karşı karşıyasın. Arabalarda paraları taşıdın. Yarın öbür gün yeni şeyler de çıkacak.

"YA YURTDIŞINA KAÇ YA DA..."

Benim sana tavsiyem... Ya helikopteri al yurt dışına kaç, ya da Başbakanlıktan istifa et.
Göreceksiniz. Devleti soyan Başbakanlık koltuğunda oturamaz. O koltuktan gitmesi lazım. Çünkü "Hırsızdan başbakan olmaz."

SES KAYDI GÜNDEME BOMBA GİBİ DÜŞTÜ

17 Aralık operasyonu sonrası internete sızdırılan ses kayıtlarına bir yenisi daha eklendi. Youtube'a yüklenen ve Başbakan Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen konuşmanın, 17 Aralık günü, yani ilk rüşvet operasyonunun olduğu gün yapıldığı ileri sürülüyor.

17 Aralık'ta kaydedildiği iddia edilen görüşmelerin sırasıyla saat 08.02, 11.17, 15.39, 23.15′de yapıldığı ve son görüşmenin ise 18 Aralık sabahı saat 10.58′de yapıldığı görülüyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan'a ait olduğu iddia edilen ses kaydında, Başbakan Erdoğan olduğu iddia edilen kişi, 17 Aralık sabahı yolsuzluk operasyonu sırasında oğlu Bilal Erdoğan olduğu iddia edilen kişiyi arayarak evdeki 1 milyar doları (2.2 katrilyon TL) sıfırlamalarını, paraları bulundukları yerlerden taşımalarını, tamamen elden çıkarmaları gerektiğini söylüyor.

Aynı günün akşamında yapılan telefon görüşmesinde ise, Bilal erdoğan olduğu iddia edilen kişi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğu iddia edilen kişiye, paranın büyük kısmını bazı işadamlarına aktarıldığını, geriye sadece 30 milyon Euro kaldığını ve onun da taşınacağını söylediği duyuluyor.

Youtube'a ses kaydını ekleyen kişi, twitter hesabında ses kaydının inkar edilmesi halinde paranın taşınırkenki videosunu servis edeceğini açıkladı.

haberler.com

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.