1. YAZARLAR

  2. Feridun Fazıl Özsoy

  3. KURBAN, TESLİMİYET, SADAKÂT VE SEVGİ…
Feridun Fazıl Özsoy

Feridun Fazıl Özsoy

Başyazar
Yazarın Tüm Yazıları >

KURBAN, TESLİMİYET, SADAKÂT VE SEVGİ…

A+A-

Hemen herkes Hz.İbrahim (A.S) Peygamberin hayatını bilir. Hz.İbrahim, ‘Halilürrahman’ (Allah’ın dostu) olarak anılır.

Soyundan birçok peygamber geldiği için ‘Peygamberler Babası’ olarak da bilinir.

İbrahim Peygamber, uzun bir yaşam süresinde (yüz yetmiş beş, ya da iki yüz yıl yaşadığı rivayet ediliyor) Yüce Yaratan tarafından iki kez sınava tabi tutulur. Babil kentinde putları kırması üzerine, Nemrut tarafından ateşe atılmakla cezalandırılır.

Çünkü o, Nemrut’un ilah olduğunu reddetmiş, Allah’tan başka yaratan olmadığını haykırmıştır.

Ceza ateşte yanmaktır…

Kocaman bir ateş hazırlanır ve mancınıkla İbrahim Aleyhisselam bu ateşin içine atılır.

İbrahim (a.s), tevekkül sahibidir ve yaratanına tam bir teslimiyet içerisindedir.

İnanç, sadakat ve teslimiyet o kocaman ateşi söndürecektir.

Nitekim Yaratan’ın emriyle ateş, İbrahim(a.s) için bir serinlik olur ve onu yakmaz.

Burada inanmışlık, teslimiyet, doğrunun ve Hak’kın yanında saf tutma örneği yaşanır.

***

Yine çok bilinen hikâyedir.

Hz.İbrahim’i ateşe attıklarında küçücük bir karınca bu ateşi söndürüp, İbrahim’i kurtarmak için ağzında su taşır.

Onu görenler der ki; “ hiç bu su ile kocaman ateş söner mi?”

Karınca: “Sönmeyeceğini ben de bilirim, ama ben safımı belli ediyorum.” der.

***

Hz.İbrahim’in ikinci sınavı, oğlu İsmail’i kurban etmesi ile ilgilidir.

Hz.İbrahim, gecikmiş yaşında bir evlât sahibi olmak ister.

Rivâyet o ki, kendisi yüz yirmi yaşında, eşi Hz.Hacer ise doksan dokuz yaşındadır. Hz. İbrahim’in dileği çok kuvvetlidir ve dayanılmazdır. Her şeyden, herkesten çok bu dileğinin gerçekleşmesini arzu etmekte ve Allah’a yalvarmaktadır….

Dilek kabul edilir, ancak bir şart vardır…

Yüce Allah’ın Hz.İbrahim’e nasip ettiği oğlu İsmail, belli bir çağa geldiğinde Allah yolunda kurban edilecektir.

Evlât sahibi olmayı çok arzu eden, yaşlılığı döneminde bu arzusuna kavuşan bir baba; öte yandan ciğerparesini kendi elleriyle kurban etmesi emredilen bir peygamber baba…

 

***

Emir yüce yerdendir.

Hayatı,

var oluşu-hiçliği ,

zenginliği-fukaralığı,

hastalığı-sağlığı,

sevgiyi, rahmeti, hoşgörüyü,

iyiliği-kötülüğü…

Kısaca kainattaki her şeyi yoktan var eden Yaratan’ın emridir bu…

Bir peygamber, bütün insanlara örnek olsun diye imtihan edilmektedir.

Hz.İbrahim, Koyunlar ve develer kurban eder ama ne fayda…bedel oğlunun kurban edilmesidir…

Hz.İbrahim, başına güzel kokular sürdüğü İsmail’ini hiç tereddütsüz  yanına alır, bıçağını biletir ve kurban etmek için götürür.

Gözlerini bağlamak ister ama, İsmail, buna razı olmaz.

Baba İbrahim’in yüreğinden kan akmaktadır ama İsmail’i kurban etmek için tereddüdü yoktur.

İbrahim (A.S), kendisini hayata bağlayan en önemli bağı koparmak, gözünün nurunu kesmek üzeredir.

Ancak Peygamber babanın bu iradesi karşısında o çok keskin bıçak kesmez…

Sadakatin ve cesaretin yüce bir örneği yaşanmaktadır.

***

İsmail de, Allah yolunda babasının elinden kurban edilmekten mutludur, korkusuzdur.

Her ikisi de tam bir sadakât ve  teslimiyet içerisindedir.

Oğul babaya; baba, Yaratan’a…

Hz.İbrahim, bu teslimiyeti ateşe atılırken de göstermiştir.

Aslına bakarsanız bu teslimiyet sınavında aynı zamanda nefis de kurban edilmekte, dünyanın gelip geçici hevesleri boğazlanmaktadır.

***

Gerçekte de öyle değil midir?

Mal, mülk, makam, ikbâl vs.

Tamamı gelip geçici hevesler.

İnsanlar çoğu zaman nefsinin esiri olmakta, onun istekleri doğrultusunda hareket etmekte.

Çoğu zaman iyilik, sevgi, dostluk, hoşgörü gibi ulvi kavramları rafa kaldırıyoruz.

Halbuki kalıcı olan değerler bunlar.

Gelin bu bayram arifesinde ve yarın idrak edilecek mübarek bayram gününde hayatınızı bir kez de bu açıdan gözden geçirin ve irdeleyin.

İnsani anlamda kayıplarımız ve kazanımlarımız neler oldu.

Neleri yapıp, neleri yapamıyoruz…

Kendi kendimiz, yakın dostlarımız ve çevremizle barışık mıyız… .

Çevremize sevgi, saygı, hoşgörü anlamında üzerimize düşeni layıkıyla yapabiliyor muyuz…

Sevgiden, dostluktan, iyilik, güzellik ve doğruluktan yana saf tutalım.

Unutmayın,

Sevgi ile görmeyen göz, kör, sevgiyle sulanmayan gönül çöldür.

Gönlünüzü sevginin o doyumsuz güzelliklerine açın.

Çevrenizle, arkadaşlarınızla ve hemen herkesle ilişkilerinizi bir kez daha gözden geçirin.

Sevgiyle, saygıyla bayramınız kutlu olsun

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.