Google+
  • BIST 108.489
  • Altın 152,396
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C
  • Erzurum 4 °C
  • Bursa 11 °C
  • İzmir 17 °C

Onur Sağsöz'ün bu haftaki konuğu Prof. Dr. Fuat Gündoğdu

Onur Sağsöz'ün bu haftaki konuğu Prof. Dr. Fuat Gündoğdu
Bu haftaki röportajın konusu 7’den 70’e herkesi ilgilendiriyor.

Hemen konuya girelim. İşte size sağlıklı bir kalple sağlıklı bir yaşam sağlayacak altın öneriler: 40 yaşındaysanız halı saha futbolundan uzak durun. Düzenli egzersiz yapın. Abartmamak kaydıyla kırmızı et, tereyağı, yumurta yiyin. Diğer tavsiyeler için de röportajı dikkatle okuyun.

 

-CARTO 5 hastaya uygulandı, yüzde 100 başarı sağlandı

 

-Halı sahada top oynamak spor değildir

 

-Sentetik zemin aritmiği tetikliyor

 

-Sağlıklı bir kalp için tempolu yürüyün, kayak yapın

 

-Her şey bir ilaçtır ama önemli olan dozdur

 

Kalp krizi… Bu iki kelime dile gelince hemen herkes şöyle bir durur. Ya elindeki sigaraya bakar ya da düzensiz yaşam tarzı aklına gelir. Hemen ardından o krizi geçirmiş atlatan ya da atlatamayan kişinin hayatı sorgulanır. ‘Sigara içiyordu’, ‘Sonunu stres hazırladı’, ‘O yaşta senin topla ne işin olur’ söylemleri alır başını gider… Ama kimse risk altında olduğunu, belki de o sonun kendi başına gelebileceğini düşünmez… Düşünse de o risk grubundan çıkmak için yaşam tarzından taviz vermez. Sözü uzatmayayım bu hafta herkesi yakından ilgilendiren bu konuyu uzmanıyla konuştum. Atatürk Üniversitesi Kalp Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı’ndan kalp ve damar hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Fuat Gündoğdu hem ritim bozukluklarını CARTO sistemiyle nasıl tedavi ettiklerini anlattı hem de, sağlıklı yaşam tüyoları verdi. Yaptığım bu kalp muhabbetini lütfen dikkatle okuyun. Unutmayın eğer sağlıklı bir yaşam için çaba göstermiyorsanız risk altındasınız! Hepinize sağlıklı günler.

 Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde ilk kez kullanılan "Carto" isimli yöntem ile kalp ritm bozukluklarının tedavisi gerçekleştirildi. (Yunus Hocaoğlu - Anadolu Ajansı)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hocam önce ritim bozukluğuyla başlayalım. Nasıl ve niye oluşuyor?

Kalp hastalarının birçok yakınması oluyor. Bunların en başında geleni göğüs ağrısı, nefes darlığı… Bunlardan sonra gelen en sık şikâyet çarpıntı. Çarpıntı şikâyetiyle yakınan hastaların bir kısmında da aritmi dediğimiz ritim bozukluğu hastalığına ait teşhis konuluyor. Tabi maalesef bu hastalar birçok hekimi dolaşmış oluyorlar ve bu dertlerine şifa bulmadan zaman kaybıyla ve bir sürü ilaç kullanmış olarak bize geliyorlar. Bu hastaları değerlendirirken çok dikkatli olmak gerekiyor, çünkü çarpıntının o kadar sebebi var ki en önemli sebepleri, stres, yorgunluk, uykusuzluk ama hadise kalple ilgili bölgede ya da kalpte cereyan edince tabi kişiler biraz daha bunu önemseyerek hemen hekime müracaat ediyorlar. Burada en önemli şey hastayı güzel ve dikkatli bir şekilde dinlemek. Çünkü gözden kaçırılacak en küçük bir nokta bizi yanlış tanıya yönlendirebilir. Ritim bozukluğuna anemi yani kansızlıkla birlikte beslenme bozukluğu da yol açabilir. Ayrıca diğer organ hastalıkları da… Tüm bu nedenlerin araştırılması çok önemli. Biz kardiyoloji bölümü olarak ritim bozukluğu hastalarını ayrı bir sınıfta tutuyoruz. Çünkü çok daha ince araştırma gerektiren ve özellik arz eden hasta grubundalar.

RÖPORTAJ - Kalbinizle dost olun! (6)

Nasıl tedavi ediyorsunuz?

Tedavi bu hastalarda iki farklı aşamadan oluşuyor; birincisi ilaç, ikincisi girişimsel işlemler. Eğer ilaç tedavisine karar verirsek bu anlamda kullandığımız bir sürü ilaç var ve bunu kullanarak hastayı takibe alıyoruz. İlaca rağmen şikâyetler devam ediyorsa girişimsel işlem yapıyoruz. Çünkü ritim bozukluğu önemli bir durum ve hayatı tehdit eden bir olay ilerlemesi halinde hasta arzu edilmedik hadiselerle karşılaşabilir. Bu nedenle Elektro Fizyolojik Çalışma olan ve koroner anjiyo grafisinde yapılan girişimsel bir işlemi uyguluyoruz. Biz geçmişte konvansiyonel yöntem dediğimiz geleneksel yöntemleri kullanıyorduk. Bu her kardiyoloğun yapabildiği bir işlem değil. Bu iş için ayrıca özel bir zaman ayırmak, eğitimini almak gerekiyor. Ben de bu işin eğitimini yurt dışında ABD’de ve Ankara’da aldım. Anjiyoda yapılan bu işlemin amacı öncelikli olarak kalbe ait çarpıntı bölgesini tespit etmek.

“Anjiyoya benziyor ama anjiyo değil”

Bizim önceden kullandığımız yöntemler anjiyo makinesinin altında iki boyutlu olarak kalbe ait bölgede ritim bozukluğuna ait bölgeyi tespit etmek ve o bölgeyi radyo frekans dalgasıyla yok etmekti. Fakat bu çok uzun bir zaman alan işlemdi. Başarı şansı da haliyle düşük yani yüzde 50 – 60 falan oluyordu. Şimdi yeni 3 boyutlu yöntemlerden en son teknoloji olarak kullanılan yöntemin ismi CARTO. Bunun açılımı da üç boyutlu elektro anatomik haritalama yöntemi… Bir de bunun yanı sıra ENSİTE – NAV X diye bir yöntem daha var. Biz bu iki yöntemi de ünitemizde hastalara kullandık ancak CARTO bu sistemlerin yenisi ve gelişmiş olanı.

CARTO’nun geleneksel yöntemlere göre avantajı bir kere işlem süreci çok kısa oluyor ve hasta ile hekimin radyasyona maruziyeti azalıyor. Kalpte aritmi dediğimiz odağı tespit etmek daha kolay oluyor. Bu odağı tespit ettikten sonra tedavi de başarı oranımız yüzde 50’den yüzde 80-90’lara çıkıyor.

Bu yöntemi kaç kişiye uyguladınız?

Biz bu yöntemi bir ay önce uygulamaya başladık ve 5 kişiye yaptık. Hepsinde de başarı sağlandı ve hastalık yeniden nüksetmedi. Hastanede kalma süreleri de çok kısa oluyor, bir gün sonra evlerine gönderiyoruz. Hem tanı hem de tedaviyi içeren bir işlem bu. İşlem sırasında ritim bozukluğuna neden olan bölgeyi tespit ediyor ve ya radyo frekans dalgaları yayarak ısınma sağlayıp bölgedeki o dokuyu öldürüyoruz ya da Cryoablasyon dediğimiz yani soğutarak doku hasarı oluşturuyoruz. Ama en çok tercih ettiğimiz Radyo frekans oluyor.

İlgi nasıl?

Bu yöntemi duyurmaya başladık fakat şöyle bir handikapla karşı karşıyayız. Her çarpıntısı olan buraya gelmeye başladı. Bizim bu anlamda hastalara tavsiyemiz öncelikle aile hekimlerine gitmeleri. Bu durum kendileri açısından da psikolojik problem oluşturuyor, ‘ben niye yaptırmadım, benim de çarpıntım var’ diyorlar. Kendi kendilerine teşhis koymasınlar. Her çarpıntısı olan kendisini kalbe ait ritim bozukluğu olduğunu düşünmesin. Biz bu yöntemi aritmi tanısı koyduğumuz her hastaya uygulamıyoruz. Bu yönteme uygun olan ve olmayan hastalar var. Bu nedenle hastalarımız aile hekimlerine güvensinler, onların yönlendireceği yerlere müracaat etsinler.

Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde ilk kez kullanılan "Carto" isimli yöntem ile kalp ritm bozukluklarının tedavisi gerçekleştirildi. (Yunus Hocaoğlu - Anadolu Ajansı)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Öncelikle hekiminize güvenin”

Ritim bozukluğu erken yaşlarda da olabilir ama bazı hastalarımız birçok hekim gezmiş, birçok ilaç kullanmış bu arada da bir sürü zaman kaybına uğramış oluyorlar. Öncelikle hekimlerine güvenmeleri gerekiyor. Kendi kendimizi ya da eş dost tavsiyesiyle yönlendirilmelere uymamak gerekiyor. Mutlaka bir hekimin yönlendirilmesiyle hareket edilmeli. Konu kalp olunca insanlar ‘bu doktora da bakılayım, şu doktora da bakılayım’ diye hareket ediyorlar. Hatırlarsanız bazı futbolcular sahanın ortasında yığılıp kalıyordu, birkaç kez böylesine hadiseler yaşanmış ve kamuoyunun dikkatini çekmişti. Bu olaylar sonrasında hasta sayımızda büyük bir artış oldu. Poliklinik sayımız da arttı.

Sağlıklı bir kalp için ne yapmalıyız?

Bir keresinde 40 yaşından sonra müsabaka ruhu içeren sporlardan uzak durulması gerekiyor. Çünkü bu sırada insanlar normal efor kapasitelerinin çok daha fazlasına fark etmeden çıkabiliyorlar. Halı sahada haftada bir gün top oynamak spor yapıyorum demek değildir. Maalesef bizim spor yapıyorum anlayışımız bu ve bu çok yanlış bir anlayış. Çünkü o bir saat içerisinde normalde 2-3 kilometre koşabilecek bir insan halı sahada 10-14 kilometre koşu yapıyor, efor sarf ediyor bu da kalbi bir anda inanılmaz zorluyor. Zeminin de sentetik olması çeşitli elektriksel etkileşimleri beraberinde getiriyor. Bütün bunlar kalpte ekstra bir yük oluşturarak hem kalp krizini tetikliyor ve bakın birçok insan halı sahada top oynarken hayatını kaybetti veya hastaneye son anda yetiştirildi. Ayrıca bu durum aritmiği tetikliyor. Aritmiden kastımız kalbin elektrik sistemine ait hastalıklar. Kalbin en önemli görevi vücuda kan pompalaması ama bunu yapabilmesi için elektriksel fonksiyonunun çok iyi olması lazım çünkü kalp otomatik bir pompa. Sürekli elektrik deşarjı ve elektrik enerjisi kullanarak bu görevi yapıyor. Elektrik sistemine ait bozuklukların hepsine biz aritmi diyoruz. Bunları da tetikleyen nedenlerden birisi sentetik zeminle olan elektrik alışverişi çünkü negatif ve pozitif iyonların bir anda ki dengesizliği kalpteki elektrik sistemine etkileyebilir.

Kalp dostu spor nedir?

Bizim en önemli sorunumuz başladığımız bir şeyi düzenli yapmıyoruz. İki gün yapıyor sonra bırakıyoruz. Ondan sonra aklımıza bir daha gelirse tekrar başlıyoruz. Kalbe en faydalı spor yürüyüş ve hızlı yürüyüş… Yürüme ile koşma arasında bir tempo tutmamız gerekiyor. Bunu da en faz haftanın üç günü tabi mümkünse 5 gün, değilse üç ve günde bir saat yapmamız lazım. Bunun dışında bisiklete binmek, yüzmek çok önemli. Kış sporlarına da ağırlık verilmeli. Kayak, kalp hastaları için çok iyi bir spor. Kayak yaparken organların hemen hemen hepsi çalışıyor. Tüm vücudu çalıştırdığımız için bu çok önemli.

Peki, ne yiyip, içmeliyiz?

Benim hastalara önerim şu; lütfen yemek alışkanlığımızı değiştirelim. Hepsine şunu söylüyorum buraya kadar yaptıklarımızın hepsini artık yapmayacağız, bundan sonra buraya kadar yapmadığımız birçok şeyi yapacağız. Bunlardan en önemlisi efor… Kalbi rahatlatacak hangi spor dalı size uygunsa onu yapmalarını tavsiye ediyorum. Gıda konusunda da bizim yemek yemekten kastımız aslında ekmek yemek. Biz yemek yerken yanında en az bir ya da iki ekmek yiyoruz. Bu anlayışın değişmesi gerekiyor. Ekmek tüketimi, hamur işi azaltılmalı, rafine gıdalardan uzak durulmalı. Yani margarin işlenmiş bitkisel yağlar. Yine en özü tereyağı. Kırmızı etten ve yumurtadan hiç çekinmeyin bunu tavsiye ediyorum. Ünlü Yunan filozof Paraselsus’un bir sözü var; Her şey bir ilaçtır, ama önemli olan dozdur. Biz dozu ayarlamalıyız, et, yağ, yumurta ne yersek yiyelim dozunu bilmeliyiz. Orta karar her şeyden tüketmek gerekiyor. Bir kez daha vurgulamak istiyorum bizim bölgemiz de yemek yerken ekmek tüketimi çok aşırı ve buna çok dikkat etmemiz lazım.

Kalp hastalıkları irsi midir?

Genetiğin birçok hastalıkta olduğu gibi özellikle kalp hastalıklarında da etkisi tartışılmaz. En önemli risk faktörlerinden birisidir. Hatta kalp hastalıklarında bu risk faktörleri ikiye ayrılıyor. Değiştirilebilir risk ile değiştirilemez risk faktörleri. Değiştirilemez faktörlerin en başında da genetik geliyor. İkincisi yaş yani yaşlanmak, üçüncüsü diyabet, dördüncüsü yüksek tansiyon. Bunun dışında değiştirilebilir risk faktörleri var. Bunlar arasında da en önemli neden sigara yani içmeyebilir değiştirebilirsin. Alkol içmezsin. Düzensiz yaşam, düzensiz yemek, içmek, uyumak yani bunlar değiştirebilir. Stresten uzak durmamız lazım. Stresimizi atabileceğimiz uğraşlarla kendimizi meşgul etmek en doğrusu çünkü günümüzde hepimizin iş hayatı çok stresli ve ister istemez strese maruziyet oluyor. Tabi burada en önemli problem stresten kaçmak uzaklaşmak mümkün olmadığı için stresle baş etmeyi öğrenmek gerekiyor. Ama bunun yolu sigara, alkol değil. Bizim stresle baş etmekten anladığımız şey sigara içmek. Bunla baş etmenin en iyi yolu spor ve düzenli egzersiz yapmaktır. Tabi çeşitli etkinlikler de çok etkili yani hat sanatı olur, ebru olur, balık tutmak olur.

Aşılarınızı mutlaka yaptırın

Bölgemiz kalp hastalıkları açısından oldukça yüksek risk oluşturmakta. Hastalarımız için kışa giriyoruz lütfen aile hekimlerine müracaat etsinler, kış gelmeden grip aşılarını ve aile hekimleri uygun görüyorsa zatüre aşılarını mutlaka yaptırsınlar. Çünkü bu hastalıklar kalp hastalarında ağır seyrediyor. Bunu şiddetle tavsiye ediyorum.

Röportaj: Onur Sağsöz

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
GÖRÜŞLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Albayrak Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0442 233 90 91 | Faks : 0442 233 90 92 | Haber Yazılımı: CM Bilişim